
Vazoda duran o beyaz ve pembe gerberalar... Sanki baharın müjdecisi gibi, içimi kıpır kıpır ediyor. Beyazın saflığı, pembenin o tatlılığı... Bir araya gelince bambaşka bir enerji yayıyorlar. Sabah kalkıp onlara baktığımda, günümün nasıl geçeceğine dair pozitif bir his uyanıyor içimde. Belki de çiçeklerin gücü budur, değil mi?
Geçenlerde bir arkadaşımın doğum günüydü. Ne alsam diye düşünürken aklıma hemen gerberalar geldi. Ankarada yaşıyorum ve güvendiğim bir Ankara çiçekçi bulmak biraz zamanımı aldı açıkçası. Ama sonunda istediğim gibi, taptaze gerberalardan oluşan bir buketi hazırlattım. Arkadaşım o kadar çok sevindi ki, gözleri parladı. İşte o an, doğru kararı verdiğimi anladım.
Gerberalar, her ortama uyum sağlayabilen, nazik ama aynı zamanda da güçlü çiçekler. İster modern bir vazoda, ister daha rustik bir kapta olsunlar, her türlü dekorasyona yakışıyorlar. Benim için bir vazoda gerbera görmek, sadece bir çiçekten daha fazlasını ifade ediyor. Umudu, sevinci, yaşam enerjisini temsil ediyor adeta.
Bazen yoğun bir günün ardından eve geldiğimde, ilk işim onlara su vermek oluyor. O minik dokunuş, beni anında rahatlatıyor. Sanki onlarla konuşuyormuşum gibi hissediyorum. Belki de biraz tuhaf gelebilir ama çiçeklerle kurduğum bu bağ, beni hayata daha sıkı tutunmamı sağlıyor.
Çiçek siparişi vermek günümüzde çok kolay. İnternetten istediğin çiçeği seç, istediğin adrese gönder. Ama ben yine de gidip, o çiçekçide, kendi ellerimle seçmekten yanayım. O kokuyu içime çekmek, renklerini yakından görmek... Sanırım biraz eski kafalıyım bu konuda. Ama ne yapayım, çiçekler benim için özel.
Düşünsenize, sevdiklerinize bir demet gerbera hediye ediyorsunuz. O kişinin yüzünde beliren o kocaman gülümseme... İşte mutluluk budur! Küçük bir jestle, bir insanın gününü güzelleştirmek... Bundan daha güzel ne olabilir ki?