
Ah, o vazodaki 12 tane pembe gül... İnsanın içini ısıtan, ruhunu okşayan bir güzellik değil mi? Sanki baharın müjdecisi gibi, sanki aşkın en tatlı hali gibi duruyorlar orada. Her biri ayrı bir hikaye anlatıyor, her biri ayrı bir duyguya tercüman oluyor.
Dün, Ankara çiçekçilerinden birinde gördüm onları. Vitrinde, güneşin altında parlıyorlardı. Diğer tüm çiçekler güzeldi, evet, ama o pembe güller... Onlar bambaşkaydı. Sanki beni çağırıyorlardı, sanki benim için oradalardı. Dayanamadım, girdim içeri.
Çiçekçiye Bunlardan istiyorum, dedim. En tazelerinden olsun. O da sağ olsun, en güzel 12 tanesini seçti, özenle hazırladı. Eve geldim, vazoya yerleştirdim. Salon bir anda değişti. Daha aydınlık, daha sıcak, daha davetkar oldu.
Aslında güllerin anlamı çok derin. Pembe güller genellikle şefkati, minnettarlığı, hayranlığı temsil eder. Belki de bu yüzden bu kadar seviyorum onları. Onları sevdiklerime göndermek, onlara olan duygularımı ifade etmenin en güzel yolu. Yakın zamanda arkadaşımın doğum günü var. Ona da çiçek siparişi vermeyi düşünüyorum. Ne de olsa çiçekler, en güzel hediye değil mi?
Bazen düşünüyorum, çiçekler olmasaydı hayatımız nasıl olurdu? Renksiz, kokusuz, duygusuz... Çiçekler, hayatımıza anlam katıyor, bizi güzelleştiriyor. Özellikle de pembe güller... Onlar birer umut ışığı, birer sevgi sembolü.
Şimdi o 12 tane pembe gül vazoda duruyor ve ben onlara bakarken gülümsüyorum. Günün yorgunluğu geçiyor, stres azalıyor, içim huzurla doluyor. Belki de çiçek siparişi vermek, kendimize yapabileceğimiz en güzel iyiliklerden biridir. Siz ne dersiniz?